Sevgili dostlarım, yeni yeniliklere neden ihtiyaç duyarız ? Güncel sorun ve problemlerimizden kurtulmak, neden daha iyi olamasın diye sorar bu sebepten ötürüde hayatımızda, işimizde, eğitimimizde, okulumuzda, ilişkilerimizde, dostluklarımızda bir yeniliğe her daim açık hale gelmişizdir.
Bunun sebebini nankör olduğumuza bağlardım genelde bir şeylerden çok kolay şekilde sıkılmak gibi bir yeti bahşedilmiş bizlere. Bahşedilmiş diyorum çünkü bu durumun harika bir şeymiş gibi lanse etmek hoşuma gitmekte, keyif almaktayım.
Kendimizi geliştirmek için girdiğimiz tüm yenilik ve değişim süreci genelde bir kaçıştan ibaret olmak zorundaymış gibi gördük, bize de bunu işlediler. Olmuyorsa böyle deneyeceksin, bak yanlış yapmışsın şimdi şu şekilde yapmalısın ki böyle düşünülsün şöyle bilinsin vs. vs.
Abi abla teyze ve amcalarımız bu böyle olmasın bunu böyle aşılamayın sizden sonrakilere bunu aşıladığınız için bunu öğrettiğiniz için çoğu zaman kendi etrafında dönüp durdular, durduk ve de durmaktayız sizler yüzünden ilerleme katedemiyoruz bizi bu duruma siz ve sizin gibiler soktu bırakın abi bizi, düşünelim düşünmeyi öğrenip düşünmenin ne kadar kıymetli bir yeti olduğuna bırakında biz kendi kendimize kanaat getirelim öbür türlü hep ezber hep ezber nereye kadar ya. Allah Aşkına !!
Bu sistemden sizlerde muzdaripsiniz asıl sizin bize yardımcı olmanız gerektiği yerde neden kötülük yapmayı tercih ediyorsunuz. He eğer diyorsanızki ben bunu bile isteye yapmadım bu daha kötü ya çok daha kötü sen kendin şikayetçisin bu zamana kadar kafanda kurmuş, tartmış ve düşünmüşsün amma bir cevaba ulaşamamışsın. Tamam dostum korkma “KABUL ET” cevap veremeyeceğini kabul et. Kasma kendini, sen sırf en iyi ben görünücem en iyi ben olucam diye kendini kastığın her an beni, benleri, bizi ve nicelerini kötü yola sürükledin bunun tek suçlusu sırf sen kendi egonu tatmin edebil diye. Çünkü ilerde bir gün şunu demenin hayalini kuruyorsun belkide zamanında ben ona şunu bunu dedim bak şuan buralarda şuan bulunduğu yere benim sayemde geldi diye hep bir takdir ve teşekkür bekliyor hale gelmişsin ki bize de hep takdir ve teşekkür edilsin diye özümüzü işlemiş oldunuz. “ANLAYIN” artık benim yapmam gereken bir şey için takdir veya teşekkür beklemiyorum yapman gereken şey çok basitti ya yapmanız gereken şey yanımızda olduğunuzu hissettirmekti. Ama yok sen dediysen ki eğer benim bunca zamandır kimse yanımda olmadı seninde olmayacak bunu böyle bil. Kendine dikkat et herkesten yeri gelince kazık yiyeceksin vs. vs. laflar edince bizi, kendi kabuğunda mutlu olmayı bilecek kadar aciz ve mutsuzluğun aslında mutluluk olduğuna inandırdığınız için sizi lanetliyorum. Senin suçundu bu sen ve senin gibiler yüzünden bizler sizin yaşadıklarınızı tekrar ve tekrar yaşama mecburiyetinde hissettik aslında.
O sebepten denildi zamanında bazı cümleler ve o cümlelerin kim tarafından, kimler tarafından denildiğini bilememekteyiz. “ANONİM” çünkü bilinmiyor.
-asıl senin anonim…
Ne dendi biliyor musunuz;
-Tarih yalnızca mutsuzları yazar.
-Tarih yalnızca tekerrürden ibarettir.
-Armut dibine düşermiş.
-Üzüm üzüme baka baka kararır.
Şimdi sizlere soruyorum. Neden artık okuduğumuzda bizleri düşündürecek cümlelere erişim sağlayamıyoruz. Bırakın yeni cümlelerin bizim ve sizin gibilerden çıkma ihtimalini. Büyüklerimiz, atalarımızın kurmuş olduğu cümleleri okumuyoruz bile. OKUMUYORUZ.
Neden peki heh soruyorum size. Hep bizi bir şekle sığdırmaya çalıştınız. Anlamaya çalıştınız. Benim kim olduğumu bilmeye çalıştınız. Beni anlamaya o kadar çok çalıştınız ki belki de sırf zarar verebilmek adına, bilemiyorum. Beni hiç anlamadın hiç bir zamanda anlamayacaksınız. Çünkü aslında anlamaya çalışmıyorsun sen sadece şunu istiyorsun. = Bak ben onuda çözdüm onuda anladım o da böyleymiş, heh bunu yapacağını biliyordum vs. vs.
Bok öyleyiz, siz hiçbir şeyi bilmiyorsunuz bırakın bizi anlamayı bırakın diğerlerini anlamayı. Acı bir haber vereyim sana ve sizlere eee sonuçta o kadar dostum diyorum size. (her şeye rağmen .d ) Dost acı söyler !
Sen kendini tanımıyorsun daha henüz, öasdöalşdasdj.
Kendini tanıyabilecek misin ondan da emin değilim.
Kendini tanımak için uğraştığın, girdiğin her zahmetin sonucunda aslında birilerini tanımaya çalıştığının farkında bile değilsin belki de.
ÇILDIRMAKTAYIM… Çıkıp bağıracağım birazdan tekrar o dipsiz ve sonsuz gökyüzüne en azından beni anlamaya çalışmak isteyecek kadar aciz ve acınası bir durumda değil bu gökyüzüleri onların kendi değeri var. Kendi değerlerinin farkındalar…
Biz kendi değerimizin farkında olunca veya kendi değerimizi farketmeye çalıştıkça. Narsist, egosit, tanrı kompleksi gibi sıfatlarda bulundunuz ya abi bırak Allah Aşkına!!
Sen kendini tanımaya ne kadar vakit harcadın. AMA BAK TEKRAR SÖYLÜYORUM.
Kendini kendin için tanımaya ne kadar uğraştın. Kendini tanımanın sebebi birilerine kendini kanıtlamak veya analatmak için olmamalı işte bu zamana kadar sürekli böylelerini gördük böylelerine şahitlik ettik. Böylelerine yardım ve yataklık ettiğimizden dolayı sizler kadar bizlerde suçluyuz. Aslında hepimiz suçluyuz…
Hepimizin suçlu olmasından dolayıda kimselerin suçlu olmadığına kendimizi ve başkalarını inandırmışlar be dostlar. Çok acınası haldeyiz biliyor musunuz. Ama bilin bakın kim acıyacak bizlere sen şimdi bunada cevap vermeye kalkarsın yorulma sen hiç ben sana söyleyeyim, KİMSE. Kimse sana acımayacak çünkü çok basit kimse kendine acıyamıyor. Kendine yanlış yaptığını kabul edemiyor.
DÖASŞLDÖAŞLDASDKJ.
Biraz sigara ve müzik ardından uçsuz bucaksız gökyüzüne bakmak kendimize acımamızı kolaylaştırır diye düşünüyor ve bu yolda ilerleyeceğime dostlarım adına kendime söz veriyor buluyorum ya. İşte tam o anda kendime acıyor ve kendimden gurur duyuyorum. Size lanet okumaktan keyif ve zevk alıyorum. Yeniliklerimin ve yeniliklerimiz sebebi kaçmak istememizden dolayı değil be “KOŞMAK” istememizden kaynaklı bizler sonu bucağı olmayan o bilinmezlik için etimizden kemiğimizden ödün vereceğiz. Kendi canımızı “CAN” pahasına ortaya koyacağız. Sizin alışık olduğunuz o ezber yolların her birini tek bir itme kuvvetiyle paramparça edeceğiz. Böyle yaşayacak böyle yaşamak isteyen doslarımızı bulup daha nicelerine ses olacağız. Heh düşünün artık sizin gibilerin kendinize ve geri kalan diğer herkese koyduğunuz o beton duvarları sadece elimizle hafif bir itme kuvvetiyle yıkıp geçeceğiz. Bunu başaracağız…
Süreçten mutluluk duyacağız ve her daim mutluluğa doğru ilerleyeceğiz. Kork ve bekle. Geliyoruz…
Cevap bırakın