yalnızlık’ da neyin nesi

yalnızlık’ da neyin nesi

İnsan yalnız doğmadı mı böyle büyümedi mi hayatının çoğu anında tek hissetmedi mi niye yalnız olmaktan korkar oldu, yalnız ölücem düşüncesine neden girerizki zaten yalnız doğduk.

Yalnız olmak neydi kimsenin olmaması mıydı sevdiğinin, seveninin, dostum diyebileceğinin olmaması. Sevdiğinin seveninin dostunun olması yalnız olmadığın anlamına gelir mi pek emin değilim. Sonuçta bir bireyiz tekiz bir benzerimiz muadilimiz yok her birimiz özeliz.

Yalnız kalmak insana güzel gelmez mi kendi ile barışık deriz kendi ile vakit geçirebilen. Artıları ve eksilerinin farkında olan ve buna göre yaşamını sürdürmeye çalışan arkadaşlarıma selam olsun. Yalnız kalmamak uğruna yaptıklarımız konuştuklarımız bizi yalnızlığa sürüklemedi mi hep yalnız kalmayayım daha doğrusu yalnız hissetmemek için yapmadık mı hep bir onaylayıcı bakışlarımızı. Onaylanmaya kabul görmeye ihtiyacımız var doğamızda da var inkar edemeyiz. İlgiyi sever ve muhtaç gibi hissederiz ama daha sonra o ilgi bize klasikleşir başka ilgilere yöneliriz. Ve peşine bahanelerimizi masaya yatırırız sen bana gerekli ilgiyi göstermedin diye haklısın herkese hakettiği değeri verecek haketmediği değeri vermeyeceksin.

Motive olmaz mıyız yalnız kalmak istediğimizde. Tek başımıza İstanbulun sahillerinde yürürken boğazın esintisini tenimizde hissederken yarınlarımıza daha umutlu bakarız. Rayına oturacak bu sefer bu sefer farklı olacak deriz. Yaşanmışlıklarımızın olduğu köşelerden geçerken içli içli bakar elden bir şey gelmediğini farkedince yürürüz daha fazla yürürüz her defasında daha fazla yürürüz daha iyi yarınları görebilme ve hayal etme umutlarımızla birlikte kara gecelerimizi sonlandırır. Ak trenli geceler dileriz kendimize sevdiklerimize içten içe de inanır ve inanmayız.

En kötü anlarımızda bir esnafın selamı, sahilin sessiz ve durgun olması, beklemediğimiz bir mesaj, önemsendiğimizi hissettiğimizde vücudumuzda oluşan gurur hissiyatı ne kadar keyif verici olsa da en iyi anlarımızda ters durumları yaşıyoruz. Bu olaylar kişiler zaten bizi ayakta tutup düşünmeye yürümeye itmiyor mu.

Keşke olmasa, yaşanmasa, öğrenmesem dediklerimiz olmadan yarınlarımıza nasıl şekil verebilirdik iyi ki gerçekleşmiş dediğimiz olayların yanı sıra bu olayların yaşanmasıda gariptir ki vakti gerince huzur verici olabiliyor. Ders çıkarmak basitinden pek sık yapamasakta hepimizin keşkelerinden çıkardığı ders ve dersleri olmuştur bir daha asla yapmam, bunları konuşmam deriz he yeri gelir belki doğru kişi veya doğru zamanı değildir diye de düşünürüz. Bir kez daha deneme gücü bulabiliriz kendimizde o sırada da fark ederiz ki hevesimiz kalmamış. Heves bırakmayanları lanetleyelim sevgili dostlar. Heves bizim hayata tutunma sebebimiz bizi bu heveslerden mahrum bırakan kim, ne ise lanetliyoruz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.